TVJ 367 - Belgesel

Belgesel

            Hayatımız seyir halindeyken yaşadığımız anın hakikati ve gerçekliği ne ölçüde yansıttığını, o anın içindeyken tam anlamıyla kavrayamayabiliriz. Dünyayı boydan boya bir sinema perdesi olarak hayal edebilirsek, etrafımızdakilerin hatta kendimizin dahi çeşitli rollerden oluştuğunu görmek çok zor değildir. Gösterilen yahut görünen her zaman gerçeğin bir yansıması olmayabilir. Çünkü beş duyu organımız ve zihnimiz dışında olanı olduğu gibi algılamak için kullanabileceğimiz başka silahımız yok, doğru kullanılıp doğru yöneltilebildiği takdirde zihin, yanına vicdanı da ekleyebilirse hakikati bulmak için oldukça elverişli bir dedektör haline gelebilir.  

            Fizik kuralları, matematik gibi ispatlanabilir ve denenebilir gerçekler bilimsel gerçeklerdir. Bu gerçekleri kavrayabilmek için aklımızda anlamlar oluşturmamız gerekmediğinden nesneldirler. Anlam kaygısıyla nitelik kazanan gerçeklik algısı görecelidir. İnsandan insana, mekana, zamana göre şekillenebilir çünkü bu tip durumlarda meydana gelen olguyu yorumlama biçimi özneldir. Bu sebeple dünyaya her ne kadar objektif bir gözle bakmaya çalışıyor dahi olsak, olduğumuz kişi ve yaşadıklarımız bakış açımıza müdahale eder ve bence yüzde yüz objektif bir tutum geliştirmemizi engeller. Gerektiği kadar objektif olamama durumu birtakım gerçeklerin üzerini örtbas etme arzusuyla da özdeşleşebilir Medyada, sinemada bu durumun örneklerine sıkça rastlayabiliriz. Belgesel, kavram olarak hafızalarımızda daha ciddi ve tutarlı bir olguyu canlandırır. Belgeselin detaylı ve kendinden emin bir yapısı vardır ve bu da belgesele duyulan güvenin daha yaygın olmasını sağlar. Bir belgesel izlerken genelde kurmaca olabilir mi diye düşünülmez; anlatılan şeylerin uzun ve detaylı araştırmalar sonucu ortaya çıktığına, uzun uğraşlar sonucu sentezlenerek izleyiciye sunulduğuna dair duyulan güven kuvvetlidir. Bu yüzden belgeselin gerçeği ve hakikati daha saydam bir şekilde yansıttığı düşüncesi vardır.


Belgesel dersinde gerçek ve hakikat kavramları üzerinde yaptığımız uzun fikir alışverişleri, belgeselin zihinlerde oluşturduğu belki dogma olarak adlandırılabilecek esnetilemeyen bilgi yığınlarını ve tabuları yıkmama sebep oldu. Teknik açıdan başarılı bir belgeselin izleyici üzerinde kurduğu hakimiyetin yüksek olması, onu iyi bir belgesel yapar ancak anlatılanların hakikati yansıttığına yüzde yüz güven duyulması için yeterli zemini oluşturmaz. Gerçekten başarılı bir belgesel üretmek ve yanılsamaları aza indirmek için teknik, vicdan ve hakikat üçgeninin içine dahil olabilmek gerekmektedir.



Elif Başaran

11631038

Yorumlar

Popüler Yayınlar