TVJ 367- Belgesel-Doğukan Seven
TVJ 367- Belgesel
Animal Planet, Discovery Channel,
National Geographic, History…
Küçüklüğümden, çok da uzak olmayan geçmişe
kadar takip ettiğim, zamanında sürekli yeni ve faydalı bilgiler öğrendiğimi sandığım,
izlediğim görüntülerin nasıl çekildiğini ve hazırlandığını düşündüğüm(o
zamanlar teknik bilgim hiç olmamasına rağmen) ana akım belgesel kanallarından
bazıları bunlar.
Her ne kadar bu belgesel kanallarıyla
ve içerikleriyle ilgili düşüncelerim büyük oranda değişmiş olsa da, tür olarak
belgeseli bana sevdirdiklerini inkar edemem. Belgeselle ilgili ilk
düşüncelerimi, belgeselin ciddi bir iş olduğunu, emek istediğini, diğer görsel
içeriklerden daha önemli olduğunu ve dünyada yaşanan olaylarla ilgili birçok
şeyi öğrenebileceğimi sanıyordum. Gündemi ve dünyayı daha yakından takip etmeye
başlayınca, birçok platformdan daha fazla içerik tükettikçe, bağımsız
yapımcılar tarafından hazırlanan belgeselleri keşfetmeye başladıkça, aslında
daha önceleri izlediğim kanallardaki belgesellerin birçoğunun asıl gerçeklerden(hakikatten)
bahsetmediğini ve göze güzel gelen içi boş görüntüler olduğunu farkettim. Bunu
fark etmem biraz uzun zaman alsa da, bu süreç ana akım belgesellerle şu anda
tükettiğim içerikler arasındaki büyük farkları karşılaştırmamı sağladı.
Bu dersi seçmemin nedenlerinden birisi
de bu farkındalık aslında. Bahsettiğim süreçte oluşturduğum belgesel hakkındaki
fikirlerimi bu derste edineceğim bilgilerle, düşüncelerle harmanlayarak yoluma
devam etmek istedim. Az önce de bahsettiğim, ana akım belgesel kanallarında
bulamayacağınız ‘asıl gerçekler’ konusunda daha önce de düşünmüş olmam ve bu
derste de büyük çoğunlukla ‘hakikat’ üzerinde durmamız ve konuşmamız beni mutlu
eden sebeplerden birisi oldu.
Belgeselin hakikat konusunu işleyişi
hakkında derste verilen örnek filmlerden birisi de Nanook of The North’du. İlk
defa öğrendiğim, üzerine sohbet ettiğimiz ve belgeselin kurmaca bir tür
olduğunu tam anlamıyla kavrayabildiğim bir filmdi benim için. Bununla ilgili
düşüncelerimi ‘Nanook of The North Üzerine Düşünceler’ isimli önceki yazımda
ifade etmeye çalıştım. Belgesel tarihinde önemli bir yeri olan bu filmde, hakikatte
büyük bir tüketim çılgınlığıyla karşı karşıya kalan İnuit halkını oldukça
romantize edilmiş bir şekilde, Robert J. Flaherty’nin gözünden izleyebiliyoruz.
Bu nedenle de, belgeselin diğer türlerden farklı olduğu düşüncesi birden yerini
aslında onun da bir kurmaca film türü olduğu düşüncesiyle değiştiriyor.
Peki belgeseli diğer türlerden ayıran
ögeler neler? Hiçbir farkı yok mu? Elbette var. Kafamda bu türe dair birçok
düşünce yerine oturmuş olsa da, bu sorunun cevabını bildiğimi hissetsem de,
sorunun cevabının dile getirildiği yer, aldığım ders oldu.
Ögelerden
birisi, aslında ilk izlediğim ana akım kanallardaki belgeselleri neden
izlediğimi açıklıyor. Teknik. Belki bazen bahsedilen olayı bile dinlemiyorsun
ama zaman zaman önüne gelen malzeme o kadar güzel oluyor ki diğer ögeleri
düşünmek aklına bile gelmiyor.
Diğer iki
öge, asıl belgeseli, içi boş güzel görüntülerden ayıran ve bu görüntülerde
bulabilmeniz neredeyse imkansız olan ögeler. Vicdan ve Hakikat.
Bundan sonra
izlediğiniz belgeselleri aslında bu ögeler açısından değerlendirince
izlediğiniz işin ne kadar kaliteli bir iş olduğunu anlamanız mümkün hale
geliyor. Örneğin az önce bahsettiğim Nanook of The North filmini bu gözle
izlediğinizde, teknik olarak zamanına göre çok iyi bir iş diyebilirsiniz. Ama o
dönemin şartlarını incelemeye başladığınızda, öğrendiğiniz bilgilerin
izlediğiniz görüntülerde yer almadığını görüyorsunuz. Bu durum, Robert J.
Flaherty’nin, filminde vicdan ve hakikati önemsememesinden ve kafasındaki
kurmacayla sadece tekniğe odaklanmasından kaynaklanıyor.
Sonuç
olarak, bahsettiğim filmin üzerinden yıllar geçse de, şu anda da yapılan birçok
işte aynı eksiklikleri görmek mümkün. Dönemin şartları değişse de, insanların
bazı düşüncelerinin değişmesi mümkün olmuyor. İnsanlara hakikati göstermeyi
amaçladıysanız ve bu çerçevede işler yapmak istiyorsanız, ne yazık ki önünüze
çıkan engeller hiçbir zaman bitmiyor. Ama gerçeğin her zaman gösterildiği gibi
hakikati yansıtmadığının farkında olmak bile yetebiliyor insana bazen.
Doğukan
Seven
Yorumlar
Yorum Gönder