The Great Hack
Kaan Sak
11513027
The Great Hack (2019)
Yaşadığımız sistem ve gerçekliğin temelleri 1980’ler itibariyle başlayan bir konfigürasyon ile bizleri geri dönüsülmeyen bir yola itmiştir. Ne var ki evrendeki en rasyonel varlık olarak nitelendirilen insan ; varlık, bilinç ve etik kavramlarını market-merkezli ve teknoloji bağımlısı bir global yapı ile kalıcı deformeye uğratmıştır. Refah ve insani gelişmişlik istatistiklerinin yüzeysel ve pek de derin olmayan geçerliliği her fırsatta bizleri ; stabilite arayışında olan, pasif hayat yapılarımızla konforlu kafeslerimize kitlemektedir. Teknolojinin koşulsuz gücü ve kabul edilebilirliğinin yarattığı meşrutiyet, bir çoğumuzu varoluşsal gelişimden uzaklaştırmış, kendine koşulsuz bağlı bir izleyici kitlesi yaratmıştır. Kurgusal gösteri toplumları, Amerikan kültür emperyalizmi, teknolojinin devinimli gelişimi ve neoliberal çıkarlar çerçevesinde günümüzün yapay gerçekliğidir. Sosyal Medya’nın hegemonyası geçtiğimiz yıllar itibariyle mutlakıyet kazanmış olup, hayatlarımızı konfigure eden mecralar haline gelmiştir. Keza insan yaşadığı pragmatist illuzyon çemberi içerisinde akıl almaz bir evrim yaşamış, varlığını objeleştirmekle birlikte ilgi görme hayali ile körleşmiştir. Artık insan kendini bir ürün gibi görmekte ve yapay bir şekilde biçimlendirilen bu ürünler narsistik kişisel pazarlama teknikleri ile bizleri birleştirmek amacıyla kurulmuş portallar da boy göstermektedir. Bu portallara koşulsuz güvenimizin kitlesel bir şekilde istismar edilebileceği 2016 yılında patlak veren, kendilerini ; davranışsal psikoloji, veri analizi ve dijital propaganda alanlarında uzman olarak nitelendiren Cambridge Analitica isimli şirketin uluslararası seçim kampanyalarıyla müdahele etmesiyle açıkça ortaya çıkmıştır.
Herşey dünyayı birbiriyle eklemlendirme ve kolektif ağ hayaliyle başlamıştı. Sosyal medya kavramının astronomik önemi günümüze damga vurmuştur. Keza bu önem maddi anlamda ekonomik elitlere servetlerini katlamalarını sağlayacak kazanımlarda getirmiştir. Bildiğimiz üzere bu rekabet ortamı ve kazanmanın sınırı yok, etik ve ahlak kavramları usülsüzlükleri denetleyecek önemi global olarak yitirdi. Bu temel insani konseptleri yitirenlerin başında ekonomik elitler ve narsistik bireyler bulunmaktadır, ekonomik kazanç ve sosyal statü avcılığı meşrutiyetini ilan etmiştir. Facebook olarak telaffuz ettiğimiz dijital kleptokrasi, bir çok ülke ekonomisini katlayan değerine rağmen, gelir düzeyine farklı bir noktadan arttırarak ; 80 milyon insanın verilerini Cambridge Analytica isimli şirkete satmıştır. Masif rakamlarda kullanıcı profilini bir havuzda toplayan bu ekip, davranışsal psikolojiyi dijital ortamdan takip ederek kullanıcı prototipine ulaşacak içerik propagandalarıyla bilinmektedir. Ekonomik araştırmaların ötesinde, bireylerin bilgileri doğrultusunda oluşan şematik ve istatistiki insan prototiplerine bilişsel politik içerikler işleyerek, öfke ve nefret gibi radikal duygularımızı gün yüzüne çıkarıyor. Bu doğrultuda şirketin tezat örneği bulunmayacak bir netlikle radikal-sağ olarak nitelendireceğimiz partilerle ile birliğinde olması şaşırtıcı gelmeyecektir. Bu süreç ve sonucu tereddütsüz olarak insan haklarına aykırı bir haysiyet suçu olarak nitelendirebiliriz. Dünya tarihinin gördüğü en büyük dijital suç hepimizin de günlük hayatta tahmin ettiği ancak pek bir sonuca varamadığı olaylar üzerinden başlıyor. Telefon mikrofonlarımız ve reklamlar arasındaki işbirliğini bir çoğumuz öngörüyoruz, ama aslında dijital alanda kişiliğimizi yansıtan hareket ve eğilimlerimiz targetting diye anlandırılan belirli bir kalibreyi hedef alan bir filtrelenmiş gerçekliğin eseridir. Kişi özellikleri kısa anketler ve kullanıcı geçmişinin harmonisiyle kodlanıp davranış ve düşünceleri yönlendirmek amacıyla kullanıcılara geri dönüyor. Özetlemek gerekirse, varoluşumuzun dijital yansımaları neoliberal hegemonyanın sistematik büyümesi adına hizmet eden pazarlama politikalarına dönüşüyor. Bireyler dijital eylemleri üzerine kimliklerine yeni eklemler katarlar. Cambridge Analytca 2016 Trump kampanyası esnasında, her Amerikalı seçmenle ilgili 5000 veri noktasına sahipti. Cumhuriyetçi Parti yöneticilerine hangi eyalet ve bölgelere oynanması gerektiği reklam ve matematiğin veri bilimcileri tarafından birleştirilmesiyle iletilmiştir. Belirtmekte fayda var, şirketin dahil olduğu seçim kampanyaları sayısına bakacak olursak, başarı oranı demokrasi kavramını sorgulatmaya yetecek kadar yüksek. Bu başarı son yılların en şaşırtıcı seçim/referandum olayları ; Brexit ve Trump’ın seçimi kazanmasıyla taçlanmıştır. Şirket yöneticileri kişisel olarak Nigel Farage, Steve Bannon ve Donald Trump ile sayısız görüşmeler gerçekliştirmiştir. Toplumu değiştirme amacında olan biri, şüphesiz karşıt kutupları yıkmak zorundadır. Harabe olarak ortada kalan parçalardan arzulanan toplum figurü yaratılabilir. Şirket, korku indoktrinizasyonunun temel işlem olarak kullanıldığından ötürü toplum psikolojisini konfigure etmek sanıldığından daha hızlı ve kolay olmaktadır. Aşırı-Sağ’a eğilimi olan kitlelerin karşısına çıkan içerikler genel olarak ; terör olayları, mülteciler ve milli bütünlük. Yöneticiler bu tekniği psikografiği bir iletişim silahı olarak kullanmak diye belirtiyor. Bununla birlikte Cambridge Analytca, Amerikan ve Ingiliz istihbarat servislerine, kıtalararası savaşlarında düşman kitlenin psikolojisini harap etmek ve ideolojilerini gayrimeşru kılmak amacıyla davranış değişikliği bilgileri göndermiştir. 2018 yılında Amerikalı bir akademisyenin başlattığı suç duyurusu ile Cambridge Analytica kısa ve etkili iziyle son bulmuştur.
The Great Hack belgeselini genel hatlarıyla beğendim, teknik ve görüntü bakımından çok ilgi çekici bir belgesel olmadığını düşünüyorum, bunun nedeni sözel diyalogların ve açıklamaların hayati bir önem taşımasıdır. Olayların kronolojik anlatımı ve bilgi bakımından tatmin edici bir yapıt. Anti-tez olarak sistemin deformasyonlarının gösteri kültüründe yer almasına şüphe ile yaklaşmaktayım. Bu sızıntılar şaşırtıcı olmayacak şekilde karşımıza çıkıyor, hem de bir kurgu ve konu ile ; Bu sıkıntıları görsel kültür ve teknolojinin büyüsüyle izledikçe ; bunlarla ilgili başkalarının da haberdar olduğunu ve kendilerinin gönül rahatlığıyla pasif ve kayıtsız hayatlarımıza devam edebileceğimizi içimiz rahat bir şekilde düşünmekteyiz. Belgesel çirkin bir gerçekliği düzgün bir şekilde yansıtmıştır, vicdani olarak ise en gaddar olanı tatmin edecek nitelikte. Konu, insan hakları ihlalinin bir uzantısı olduğundan, hakikat ; insanlığın maruz kaldığı oyunu birçoğumuzun anlayacağı bir şekilde işlenmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder