The Great Hack Hakkında - Oğuzhan Öztürk

Karim Amer ve Jehane Noujaim ortaklığında çekilen The great hack belgeseli, Cambridge Analytica şirketinin sosyal medyadaki kişisel verilere erişim sağlayarak 2016 Amerika seçimleri ve Brexit kampayasında vatandaşların tercihlerine nasıl  temasta bulunduğunu  gösteriyor. 

Great hack belgeseli, karar alma süreçlerimizde korku ve endişe hissinin kasıtlı olarak bizlere hissettirilmesiyle kararlarımız  üzerinde nasıl bir etki yarattığını görmek için iyi bir örnek. Karar alma süreci boyunca manipüle edilen seçmen ve vatandaşların yapacağı tercihler tamamiyle sağlıksız tercihlerdir ve bu seçimlerin demokratiklik ilkesi tartışılabilir bir hale geliyor. Kısacası insanların sosyal medya hesaplarında ve internette bıraktığı binlerce sayısız iz, birileri tarafından yakalanıp, analiz edilmesiyle insanları nasıl hedef aldığını anlatıyor. 

Fakat benim değinmek istediğim konu belgeselin içeriğinden ve anlatısından çok başka bir nokta. Great hack belgeseli, en az içeriğindeki anlatılar kadar bir propaganda malzemesi. Tarih, usulsüzlük ve kişisel veri ihlalini ilk defa 2016 seçimleri öncesinde deneyimlemedi. Donald Trump öncesinde, Amerika başkanlığı yapmış olan Obama döneminde yaşanan vatandaşların günlük telefon konuşmalarını dinleme skandalı kıyasla daha korkutucu ve endişe vericiydi. Fakat bunun hakkında bu kadar çarpıcı ve ayrıntılı bir görsel sunum hazırlanmadı. Bence bunun temel sebebi 2016 seçimlerinde aday olmamasıdır. Çarkın dişlileri için önemli olan insanların kişisel bilgilerinin ihlali değil, kimler tarafından ihlal edildiğidir. Çarkın bir sonraki turunda eski yerinde bulunmayacak olan dişlinin önceki devinimleri anlamsız ve değersiz olmaya başlıyor. Bu da aklanmanın ne kadar basitleştirildiğinin bir kanıtı. Great hack belgeseline, Demokratlar tarafından hazırlanmış bir cevap gibi bakabiliriz. Belki de bu sene gerçekleşecek olan Amerika seçimlerinden bir yıl sonra, Trump'ın mağdur edildiğini düşüneceğimiz bir senaryo karşımımza çıkacak. Bu noktadan sonra kritik olan bu manipülasyonun kim veya kimler tarafından yapıldığı değil. Kimse böyle bir şeye kalkışmasa bile, telefon konuşmalarımızda ''neyse bunları telefonda konuşmayalım'' diyebilecek bir haldeyiz. Artık tamamiyle  Foucault'un örneklendirdiği panoptikon toplumun zirvesindeyiz. Korkunun ve endişenin tavan yaptığı anlarda, korktuğumuz güçler adına  kendimizin birer gözlemcisi olmaktan başka bir şey yapmıyoruz. Belgeselin içerisinde ortalama bir internet kullanıcısının 8 yaşından 18 yaşına kadar internette ortalama 10 bin veri iz bıraktığından bahsediyor. Bu istatistik ve ortalama rakam hepsinden çok daha fazla ürkütücü. Her seçim veya her karar anımızda özgürce verdiğimiz kararların aslında nasıl şekillendirildiğinin farkında olmayacağız. Belgesel boyunca mağdur rolünde izlediğimiz Clinton'ın, 4 yıl sonra mağdur ettikleri hakkında bir belgesel izleyebiliriz.

Sonuç olarak bu belgesel benim için gerçekleri gösteren bir harita değil. Sadece mağdur edildiğini düşünmemiz istenilen kişinin bir takım referanslar göstermesinden oluşuyor. Bu süreçler değişmeksizin bu şekilde aktif olarak işlemeye devam edecek. Nereye, nasıl bakmamız isteniyorsa kafamızı her zaman o yöne çevireceğiz. Fakat görmediğimiz noktadaki bir mağduriyetin veya zulmün bizimle bir alakası olmadığını düşünmeye devam edeceğiz. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar