Belgesel, Görsel Kültür ve Neoliberalizm

Belgesel, Görsel Kültür ve Neoliberalizm


Kaan Sak
11513027

Ders süresince gerek belgesel kavramı, gerekse görsel kültürün geniş yelpazesini, neoliberal perspektif ve ontolojik gereklilikler çerçevesinde işlemiz bulunmaktayız. Iyi bir belgesel ve film üretmek, humanist kavramlar ve günümüz teknolojisi ve görsel kültürün hafızasıyla değerlendirilmektedir. Sunulacak ideoloji, fikir veya konunun değeri teknik ile harmoni içerisindedir, teknik ve method olarak zayıf belgeseller kalite standartlarının abartılmış gerekliliklerine uymak durumundadır. Görsel kalite, kamera kullanımı, ışık tercihleri, soru ve diyalog kalıpları ve kurgu, teknik olarak uzmanlaşmamız gereken, estetik kavramını belirleyici faktörlerdir. Bahsetmiş olduğum elementer de gösterilecek gelişim, izleme ve üretme aşamalarıyla bir devinim halindedir. Bu tekrarlar ; iş ahlakı, azim ve tutku ile buluştuğu takdir de teknik olarak arzu edilen yerlere ulaşmayı zamansal olarak hızlandıracaktır. Ancak maruz kaldığımız izlence kültürü ve gösteri toplumu bizi insani olarak daha ciddi sorulara ve kavramlara itmektedir ; hakikat ve gerçeklik. Teknolojinin üzerine koyarak ve git gide hızlanarak ilerleyen gelişimi bir çok insana ; ideoloji, tecrübe ve kapasite olarak yeterli olmamalarına rağmen enformasyon kirliliği üretimine katkıda bulunmalarını sağlamıştır. Bu çerçeve de evrenimiz de çoğunluğun katkılarıyla oluşan ve git gide sarmallı bir yapıya bürünen sosyal gerçeklik kavramı deformeye uğramış ve bir illuzyon haline gelmiştir. Gerçeklik bir algıya ihtiyaç duymaksızın, çaba sarfetmemek kaydıyla fiziksel olarak gözler önündedir. Bildiğimiz üzere insanlık binlerce yıllık döngüsü doğrultusunda bir çok kez kolaya kaçmış, sistemin bilinç ve eğilimlerimize aşıladığı pragmatik ve bir o kadar yüzeysel bir rasyonaliteyle yoluna devam etmiştir. Şahsi olarak, kitlenin oluşturduğu gerçekliği acı bir şekilde kabul etsem de, bu illüzyon içerisinde sosyal olarak konservatif olmayı yeğlemeyi tercih ederim. Binlerce yıldır deneme ve yanılma yoluyla elde ettiğimiz tecrübelerimiz ışık hızında metamorfosa uğrayabilir ve kamufle olabilir, kısacası gerçeklik hepimizin inandığı koca bir aldatmacadır. Ancak bir diğer kavram gerek varlığımız, gerekse yaşadığımız spiral döngüye ışık tutabilecek ideolojik ve etiksel öneme sahiptir ; hakikat. Bir çoğumuzun bu kavramı dikkate değer görmediği yeterince net bir gerçeklik ; kontrolsüz teknolojik büyüme, çıkar odaklı yaşam, hedonistik ve umursamaz birey bulutu, hızla ilerlediğimiz geri dönüşü olmayan bu umursamaz evrim bizleri bu zevklere itmiş ve geri kalan kötülükleri ve ihtiyaçları görmekten dışarı itmiştir. Kısacası insanlık, replikant kültürüne fazlaca yaklaşmış ve sistemin üzerimizde yaptığı konfigürasyonlara koşulsuz boyun eğmiştir. Ancak hakikat, bir zamanlar teknolojiye biçilen karanlığa ışık tutma görevini yerine getirecek daha ciddi bir olgudur. Bireysel olarak edineceğimiz hakikat tasvirleri ve ideolojik birikimlerimiz, sosyal etkileşim yoluyla aktarılmalı ve illüzyona pozitif bir katkıda bulunmak durumundayız. Aynı şekilde bir belgeselcinin görevlerinden biri izleyicisine farklı bir gerçeklik, dikkat çekici olaylar ve hakikat sentezleriyle kaliteli bir içerik sunmaktır. Ekstra olarak içinde vicdan barındırmayan içeriklerin insani ve görsel olarak bir değeri yoktur, ancak artık insani değerlerle ne kadar özdeşleştiğimizi de sorgulamamak elde değildir. Maddi kaygıların ve pragmatik hedefler ile boğulduğumuz dijital cehennemimizde üreteceğimiz sanat veya zanaat esintilerinin kaderi maalesef neoliberal süzgeçden geçmek zorundadır. Teknik, hakikat ve gerçeklik bir sanatçıda harikulade bir harmoni içerisinde barınsa bile, hayalgücünü gerçeğe dönüştürecek acı gerçek ; sanat eserinin ne için, nerede ve nasıl yayınlanacağını finansal kaynakların belirlemesidir. Kısacası hepimiz çoğunluğun tiranlığı ve ekonomik elitlerin direktifleri doğrultusunda bir illüzyonda yaşamaktayız. Bu konuda suçu çoğunluğa atmak veya sonuçsuz eleştiriler de bulunmak yersiz ve sonuçsuz bir serzeniş olacaktır. Bir diğer method, bireysel olarak(bencillikten ziyade içimize dönerek) bilgi birikimimizi geliştirmek ve ufkumuzu genişletmektir. Bulunduğumuz sosyal gerçeklik ve illuzyona pozitif değerler eklemlendirmeyeceğimiz sürece arzularımız ve pasif hayatımızın yüzeyselliğini ve karanlık bir gelecekte boğulmak kaçınılmaz olacak

Yorumlar

Popüler Yayınlar