Ali Osman ASLAN
Bir Dakikalık Saygı Duruşu

Hızla geçen ve değişen zaman, değişen mevsimler, değişen insanlar, değişen yaşamlar yani yeni normal yaşamlar gibi değişikler zamanımızın bizlere sunduğu gerçeklerdir. Pandemik bir süreçten geçtiğimiz bu günlerde alışmaya çalıştığımız yeni normal yaşam tarzı bizleri daha çok bizden kopartarak dijitale, sanal aleme, sanal sevgilere itti ve sanırım daha uzun bir süre itecek gibi. Doğal olarak gün içinde akan zaman çoğunluklu olarak sanal alem barajında toplanıyor. Milliyet haber sitesinin hazırladığı haberde Türk Telekom Üst Yöneticisi Ümit Önal’ın “Akşam vakitlerinde daha fazla kullanılan sabit internet oranı artık tüm güne yayıldı” ifadeleri gün içinde nerelerde oynayıp, tatilde nerelere gittiğimizi gösteriyor.
Buna ek olarak insanların dışarı çıkamamasına ve bu durum karşısında çoğu iş yerinin geçici olarak kapatılması insanları doğal olarak internet üzerinden alışveriş yapmaya sevk ediyor. Ve bununla birlikte işletmeler e-ticaret yöntemine yönelerek satışlarını ikiye katlıyorlar. Anadolu ajansının haberinde CezeriSoft Genel Müdürü Osman Söyler’in “E-ticaret çözümlerine ilgi 15 kat arttı” açıklaması da bu eylemleri destekler nitelikte. Herkesin dijitalde zaman geçirmesi dijital içerik üreticilerinin de yararına olmasının yanı sıra yeni içerik üreticileri ortaya çıkıyor. Kalite standartları bununla doğru orantılı olarak düşüyor ve adeta cam kırıkları dolu olan bir zeminde ayağımıza kırık batmasın diye uğraşıyoruz.
Kalite ve doğru bilgi gibi konuları bir köşede tutarak değinmek istediğim başka bir noktaya değinmek istiyorum. Tahammül sınırlarımıza ne oldu? Az önce de bahsettiğim gibi dijitale içerik üreten arttı ve içerik üreticilerin diğerlerinin önüne geçebilmesi için farklı bir yol denemesi ve seyirciyi alması fark yaratması gerekli. Bu da seyirciyi iyi anlamaktan geçiyor. İnsanlar her ne kadar ekrana gün içinde uzun süre baksalar da bir içerikte o kadar fazla takılı kalmak istemiyorlar. Bu durumda o seyirciye verebileceğin maksimum hazzı veya bilgiyi kısa bir sürede vermen gerekiyor.

Değişen zamanın ve anlayışın farkında olan ise yeni normal yaşamda yeni normal birtakım şeyler deniyorlar. Sosyal medya platformu olan İnstagrama bir dakikalık kısa belgeseller mesela. İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri yaklaşık iki senedir bitirme projesi olarak İnstagrama bir dakikalık yaşam hikayeleri anlatarak yeni tip izleyici kitlesine belgesel izlemeye adapte etmeye çalışıyorlar. Bir dakikaya kocaman hayatları sığdırabilmenin ne kadar zor olacağını bu işle uzun süre uğraşmış kişilerin anlamasının gayet olağan olduğunu düşünmek yanlış olmaz.  Bazen birini anlatmaya saatler yetmezken o kısa sürede bir insanı anlatabiliyor olmak başarıdır.
2 Nisan 2020 tarihinden bu yana içerikleri doğal olarak Korona virüsüyle alakalı. Takipçilerini o bir dakika içerisinde bilgilendirmeyi amaçlayan içerik ekibi Covid-19’a benzer diğer salgınlar üzerinde de durmuşlar. Öncesinde de kendisine Mösyö dede denilen bir adamın hikayesini anlatmışlar. Kendisi yıllarca gemide kaptanlık yaparak dünyayı dolaşmış ve o dönemlerde arayış içinde olduğunu söyleyerek kendisini daha sonra sanata adayarak ahşaplara resimler çizip boyayarak hayatını devam ettirmiş.
Bu yazımda eski ve yeninin nasıl harmanlandığının örneğini vermeye çalışarak yapılan bu yeniliğin aslında ne kadar zor ve zahmetli bir çalışma gerektirdiğini göstermeye çalıştım. Elbette televizyonlarda, belgesel sitelerinde izlediklerimizin değeri kaybolmadı fakat talebin ne yönde olduğunu bilmek gelecekte atılacak yeni adımlar için fener olacaktır diye düşünmekteyim.

Yorumlar

Popüler Yayınlar